|
DUYGUSAL OKUR-YAZARLIK
 ir
toplumun çağdaş uygarlık düzeyine yükselmesi ve bilim toplumu
haline gelebilmesi kuşkusuz ki eğitimle doğru orantılıdır. İlk
eğitim ailede başlar.Eğitimde aileden sonra gelen durak okuldur.
Sevmek, sevilmek, değer vermek, değer görmek, paylaşmak gibi
ekmek-su gibi temel ihtiyaçların giderilmesi için en iyi yol
belki de öğrencilerimizi kendi öz çocuklarımız gibi
düşünebilmektir.Öğrenmenin duygusal temel-lere dayandığı fikri
yeni değildir. Son yıllarda fark edilen gerçek şudur ki;
bilişsel, duygusal ve sosyal benliklerimiz birbirlerine sıkı
sıkıya bağlıdır. Öyle ki duygularımız düşüncelerimizi önemli
ölçüde etkilerken, davranışlarımız duy-gularımızdan ayrı
düşünülemez. Duygusal okuryazarlık temel olarak hem kendi
hislerimizi hem de iletişim halinde bulunduğumuz diğer
insanların hislerini tanıyabilme, anlayabil me ve yönetebilme
yetkinlik-lerine sahip olmaktır.
Bu yetkinlikler IQ(akademik zeka) ile ölçülen
salt bilişsel yete-neklerden farklıdır. Örneğin Goleman
(1995) bilişsel yetenekleri simgeleyen akade-mik zekası (IQ)
yüksek kişilerin yaşamın üstesinde o kadarda iyi
gelemediğini ,buna karşılık vasat IQ’lü kişilerin şaşırtıcı
derecede yaşamda başarılı olmasında hangi etkenlerin rol
oynadığı sorusuna cevap aramıştır. Duygusal okur yazarlığın
gereklerini daha iyi anlaya-bilmek için bu kavramları gözden
geçirmek gerekir.Çocuklarımızın daha mutlu ve daha başarılı
bireyler olarak hayat yolunda yürüyebilmesi için,
derslerinin yanı sıra evde ve okulda duygusal olarak daha
zengin olabilmesi dileği ile… Saygı ve Sevgilerimle...
Sevda Özer
Anasınıfı Öğretmeni
|