Bilgi Teknolojileri
    
     Çocuk Gelişimi

     Eğitim Yaklaşımları

     Kültür Sanat

     Spor ve Sağlık

__ Rehberlik










 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

H1 N1 VİRÜSÜ İLE İLGİLİ BİLGİLENDİRME

afta başında Ankara’daki bir okulda “Domuz gribi” görüldüğü bildirildi. Birkaç gün içinde benzeri haberler Diyarbakır, Erzurum ve İstanbul’dan geldi. Belki siz bu yazıyı okurken başka illerimizden de benzer haberler almış olacağız. Konu bir anda ülkenin gündemine oturunca, radyo, televizyon ve gazetelerde birçok yazı çıktı, söyleşiler yapıldı. Ancak sağlık sektörünün yetkin ağızlarından alınan bilgilerin dahi çelişkili olabildiğini gördük, çok doğru bilgiler yanında, ülkemizin aşı konusunda bir deney merkezi yapılmak istendiği gibi spekülatif görüşler de öne sürüldü. Bu bilgi kirliliği içinde hepimiz ne doğru, ne yanlış şaşırmış durumdayız.

Altta okuyacağınız bilgiler velimiz Sayın Dr. İnci KARAARSLAN hanımefendinin yardımlarıyla Dünya Sağlık Örgütü(WHO) ve Center For Disease Control (CDC) ’nin en güncel kaynaklarından derlendi. Ekte de Türk Tabipler Birliği’nin konuyla ilgili basın toplantısında yaptıkları açıklamaları bulabilirsiniz. Birçok sorunuzu cevaplandıracağını umuyoruz…

Çocuklarımızı hastalık risklerinden korumak üzere bilinçlendirmek ve H1N1 virüsü ve toplum sağlığını koruma hakkında bilgilendirmek üzere 04 Kasım 2009 Çarşamba günü Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Sayın Prof.Dr. Salih Türkoğlu okulumuzda öğrencilerimize ve biz eğitimcilere yönelik seminer verecektir. Sağlık Bakanlığının ilgili kurumlarında da görev yapan ve konu hakkında en detaylı bilgilere sahip Prof. Dr. Salih TÜRKOĞLU beyefendiye yoğun programı içinde bizlere zaman ayırdığı için ve bu imkâna aracı olan velimiz Sayın İnci KARAARSLAN hanımefendiye teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Ayrıca International Hastahanesine bağlı International Etiler Tıp Merkezi ile yaptığımız işbirliği neticesinde 31 Ekim Cumartesi günü saat 11:00 de KBB Uzmanı Dr. Duygu Demirbaş ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben siz velilerimize yönelik seminer verecektir. Okulumuzda gerçekleşecek seminere katılımınızı önemle rica ederiz.

Bunun dışında toplumsal anlamda sağlığımızı korumak üzere öğrencilerimize hijyenle ilgili eğitimler vermeye ve sosyal ortamlarda hastalık riskinden uzak kalmayla ilgili bilinçlendirme çalışmalarına başladık. Ekte paylaştığımız el yıkama prosedürünü sizler de evlerde uygulanmasını sağlayıp çocuklarımızın alışkanlık haline getirmesine yardımcı olmanızı rica ediyoruz. Her türlü ateşli hastalık veya grip

vakasında okul yönetimini en kısa sürede haberdar edeceğinizi ve öğrencimiz sağlığına kavuşana kadar okula göndermeyeceğinizi biliyor ve ilginize şimdiden teşekkür ediyoruz.

Grip Nedir?
Grip solunum yollarımızı tutan, sık karşılaştığımız bulaşıcı hastalıklardan biri ancak griple ilgili, başta hastalığın adlandırılması olmak üzere çok fazla yanlış veya eksik bilgimiz var. Burun akıntısı, öksürük, baş ağrısı, boğaz ağrısı, ateş, halsizlik gibi şikâyetlerimiz olduğunda çoğumuz bu terimi kullanıyor, “Grip oldum.”diyoruz. Oysa sayılan şikâyetlere neden olabilecek birçok hastalık var: Basit soğuk algınlığı (nezle), grip, farenjit, bronşit, zatürree gibi. Şikâyetlerin benzer olmasına rağmen bu hastalıkların her birine farklı virüsler neden olabiliyor.

Biz hekimler ise sadece “Influenza” ailesinden virüslerin yol açtığı solunum yolu hastalıklarını “grip” olarak adlandırıyoruz. Yani grip ile nezle iki farklı hastalık. İnfluenza virüsleri de tek çeşit değil. Dolayısı ile farklı virüs türlerinin neden olduğu gripleri de farklı şekillerde adlandırıyoruz. Yıllardır hayatımızın içinde olan, kış aylarında bölgesel salgınlar yapan, piyasada Vaxigrip, Fluarix gibi isimlerle aşıları bulunan grip “Mevsimsel grip”.

Domuz gribi” ise yine İnfluenza ailesinden, daha önce insanlarda hastalık yapmamış olan İnfluenza A (H1N1) virüsünün neden olduğu yeni bir grip türü. Bu virüsün önceki ve mevsimsel grip ile ilişkisi yok, ilk kez Mart 2009 da Meksika’da bir erkek çocukta görüldü ve hastalık çok kısa sürede tüm dünyaya yayıldı.

Grip ne gibi şikâyetlere neden olur?
Mevsimsel grip ateş, baş ağrısı, şiddetli halsizlik, kuru öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı, kas ağrıları ve çocuklarda bulantı, kusma, ishal gibi bulgularla ortaya çıkar.

Özellikle çocuklar, yaşlılar, astım, şeker, kalp hastalığı gibi kronik hastalığı olan kişilerde gribin üzerine bronşit, zatürree, sinüzit, kulak iltihabı, vücudun susuz kalması veya kronik hastalığın kötüleşmesi gibi hastalıklar eklenebilir.

Domuz gribinin belirti ve bulguları ise mevsimsel gripten hiç farklı değil. Kuluçka süresi 1-7 gün. Öksürük ve ateş hemen her hastada var. Buna kas ve eklem ağrıları, boğaz ağrısı eşlik edebilir, ishal ve kusma görülebilir.

Çocuklarda beyin dokusu da etkilenip iltihaplanabiliyor, bu nedenle grip olan çocuklarda bilinç durumunda değişiklik, havale veya vücudun herhangi bir bölgesinde güçsüzlük, hareket bozukluğu gibi belirtiler olursa hemen bir sağlık merkezine başvurmak gerekli.

Grip nasıl yayılır?
İnsandan insana bulaşma influenza virüsü taşıyan hasta kişilerin öksürmesi, hapşırması yoluyla olur. Bu aksırma, öksürme sonucu çevremizdeki havaya, yüzeylere, ellerimize solunum damlacıkları içinde virüs bulaşır. Bu havanın solunması, virüslü yüzeylere temas eden ellerin ağza-burna götürülmesi ile de virüsler vücudumuza girer.

Hasta kişiler, hasta olmadan ortalama 1 gün önce virüsü başkalarına bulaştırmaya başlarlar ve hastalığın 5-7. gününe dek de bu bulaştırıcılık sürer. Yani hasta olduğumuzu bilmeden de başkalarına hastalığımızı bulaştırmamız mümkün.

Gripten korunmak için neler yapabiliriz?
Gripten korunmak için iki yol var:
1. Aşı olmak
2. Hijyen konusunda doğru alışkanlık ve davranışlar içinde olmak.

Kimler mutlaka mevsimsel grip aşısı olmalı?
Mevsimsel gribe yakalanmak istemeyen herkes aşı olabilir ancak özellikle riskli grupların mutlaka aşılanmaları gerekir. Riskli gruplar şunlardır:
1. 6 aydan 19 yaşa dek çocuklar
2. Gebeler
3. 50 yaş ve üzeri kişiler
4. Yaşı ne olursa olsun kronik sağlık sorunu olan bireyler
5. Tüm sağlık çalışanları
6. Bebeklere, hastalara bakan kişiler
7. Askerler, öğrenciler, fabrika işçileri gibi toplu ortamlarda çalışan kişiler
 
Mevsimsel grip aşısı eczanelerden alınıp yapılabilir ve aşılamaya Eylül ayından itibaren başlanabilir. Aşı olmak için şu an da geç kalmış değiliz.

Mevsimsel grip aşısı Domuz (H1N1) gribinden korur mu? Domuz gribi bu kadar gündemdeyken mevsimsel grip aşısı da olmak gerekir mi?
İlk sorunun cevabı hayır, mevsimsel grip aşısının Domuz (H1N1) gribi için koruyuculuğu yok. İkinci sorunun cevabı ise kesinlikle evet, bu aşının değeri bu yıl her zamankinden fazla.
Bunun nedeni ise meydana gelmesinden çok korktuğumuz bir felaket senaryosu:
 
İnfluenza virüslerinin diğer virüslerden farklı bir özelliği var, kendilerini çok hızlı değiştirebiliyorlar. Örneğin yine bir virüs hastalığı olan kızamığı bir kez geçirdiğimizde veya aşılandığımızda bir daha hasta olmuyoruz. Ama gribi defalarca geçirebiliyoruz, her yıl yeniden aşılanmamız gerekiyor. Çünkü virüsün yapısı her yıl değişerek yeni virüslere dönüşüyor ve geçirdiğimiz gribe karşı oluşan veya aşılanarak edindiğimiz bağışıklık bu yeni virüse karşı koruyucu olmuyor.

Şu anda konuştuğumuz Domuz (H1N1) gribi virüsü de daha önceki İnfluenza virüslerinin bir şekilde “birbirleri ile evlenmesi” sonucu ortaya çıkan, bulaşıcılık özelliği çok fazla ancak oluşturduğu hastalık belirli risk grupları dışında hafif seyreden yepyeni bir virüs. Çok şanslıyız ki ağır seyirli bir hastalık oluşturmuyor. Peki ya oluştursaydı? İşte korkulan felaket senaryosu bu, H1N1 de bir değişime uğrayabilir, bu kez karşımıza çok daha öldürücü seyirli hastalık yapan bir virüs çıkabilir. Sağlık Bakanlığı yetkililerimizin açıkladığı ve bu yıl grip salgınına bağlı olarak meydana geleceği öngörülen ölüm sayıları bu senaryonun gerçekleştiği varsayımına dayanıyor. Bu durumda Mevsimsel grip ve Domuz (H1N1) virüslerini olabildiğince karşılaştırmamak , “evlenmelerine” aracı olmamak gerek. İşte bu kış mevsimsel grip aşısı olmanın daha değerli olmasının nedeni burada yatıyor. Mevsimsel grip olmazsak, virüslerin karşılaşarak kalıtsal özelliklerini değiş tokuş ermeleri ve bambaşka bir virüse dönüşme olasılıklarını zayıflatıyoruz. Bu noktada grip enfeksiyonunun sadece bireysel değil, toplum sağlığı açısından da önemini kavramamız, konuyu hafife almamamız çok önemli.

Domuz (H1N1) Gribi için aşı var mı, olabilir miyiz? Aşı güvenli mi?
H1N1 Gribi aşısı üretiliyor ancak yıllık üretim kapasitesi 3 milyar doz. 7 milyarlık dünya nüfusuna yetmeyeceği aşikâr. Bu nedenle aşı üretildikçe hastalığın görüldüğü ülkelere dağıtılıyor ve Türkiye’de de Sağlık Bakanlığının eline bu hafta içinde 500.000 doz aşı ulaştı. Bu aşılar 10 günlük bir test döneminden sonra öncelikle sağlık çalışanları, hamileler, 6-36 aylık bebekler olmak üzere riskli gruplardan başlanarak yapılmaya başlanacak. Okul dönemi çocukları ilk grupta yer almayacak, ancak veliler olarak buna tepki göstermememiz gerek, dünyada da aynı yaklaşım uygulanıyor çünkü sağlık çalışanları hastalanırsa en ihtiyaç duyulan dönemde sağlık hizmetleri aksar, bu kesinlikle bir kayırma değil. İkinci grubun gebeler olmasının nedeni ise bu güne dek bildirilen ölüm vakaları içinde gebelerin en önemli yeri tutması, yani içimizde hastalığı en ağır geçirme riski olan kişiler gebeler. Aşıların kimlere öncelikli yapılacağının sıralaması bu mantıkla sürüp gidiyor. Ülkemiz 40 milyon doz aşı için anlaşma yapmış durumda. Aşılar hemen yapılmaya başlanmadı, bahsedilen 10 günlük dönemde yapılacak olan testler aşının etkinliği veya yan etkileri ile ilgili değil, ülkemize ulaşan aşıların içerik, sterilite vb. bazı teknik konular yönünden kontrolü ile ilgili. Her aşı ve ilaç için uygulanan rutin bir prosedür.

Aşının etkili ve güvenli olup olmadığı en çok tartışılan konulardan biri. Aşı olalım mı? Mevcut bilgilerimiz domuz gribi aşısının da yıllardır yaptırdığımız grip aşıları kadar etkili ve güvenli olduğu yönünde. Mevsimsel grip aşısı veya diğer virüs aşılarından çok farklı yan etkilerinin olması beklenmiyor, bu güne dek yapılan aşılarda ciddi yan etkiler de görülmedi. Aşı yerinde ağrı, kızarıklık, şişme, hafif ateş, baş ağrısı, vücut ağrısı gibi hafif yan etkiler görebiliriz ve bu yan etkiler genellikle 1-2 gün sürüyor.

Medyada son günlerde imtiyazlı kişiler için daha güvenli aşıların var olduğu, aşıların içinde özellikle çocuklarımızın sağlığını tehdit edecek cıva gibi maddeler bulunduğu yönünde birçok spekülasyon yapılıyor. Aşıların büyük çoğunluğu daha önceki grip aşıları gibi ölü virüs aşısı, bu aşılara bağlı olarak milyonda bir daha ciddi yan etkiler görülme olasılığı belki var ancak bu güne dek bildirilen bu tür nadir yan etkilerin aşıya bağlı olarak geliştiği de bilimsel olarak kanıtlanmış değil. Koruyucu olarak kullanılan cıva ise büyük ve birden fazla kişi için kullanılacak aşı şişelerine bakteri üremesini önlemek için yıllardır konulan bir madde, tek dozluk aşılarda zaten kullanılmıyor. Kullanılan miktarlar ise sağlığı tehdit edecek düzeyde değil, Marmara Denizi’nin balıklarındakinden daha az. Son çalışmalar aşının tek dozunun yeterli olacağı yönünde bilgiler verdi. Bu da elimizdeki aşı stoku ile iki kat fazla insan aşılayabileceğimiz anlamına geliyor ve sevindirici bir bilgi.

Kimlere grip aşısı YAPILMAMALI?
 
1 6 aydan küçük bebekler
2 Yumurta alerjisi olanlar
3 Daha önce grip aşısına karşı çok şiddetli tepki vermiş kişiler
4 Daha önce grip aşısını izleyen dönemde Guillan-Barre adı verilen sinir sistemi hastalığı gelişen kişiler
5 Ateşle birlikte seyreden bir hastalık geçirmekte olan kişiler

Gripten korunmak için önemli yollardan biri de hijyen yönünden doğru alışkanlıklarımızın olması!
Hijyen mutlaka hepimizin dikkat ettiği bir konu ama bu konuda da yanlışlarımız, eksikliklerimiz var. Domuz gribi da dâhil olmak üzere solunum yolu ile bulaşan tüm hastalıklar için alttaki alışkanlıkları edinmemiz gerekli. Bunları özellikle çocuklarımıza öğretmeli, sadece söylemekle kalmamalı, göstermeli ve yaptırmalıyız.

• Aksırırken, öksürürken ağız ve burun mendille, mendil yoksa elle değil, dirsek ile kapatılmalı.
• Eller sık sık yıkanmalı. Çoğumuz elimizi doğru ve yeterli yıkamıyoruz. El yıkama için önerilen bir teknik var, bu teknik elin ortalama ½-1 dakika süre ile su ve sabun kullanarak avuç içi, el sırtı, tırnak içleri, başparmak, parmak araları olmak üzere her tarafının yıkanmasını kapsıyor. Bu tekniği öğrenmek ve uygulamak çok önemli.
• Sabun olarak sıvı sabun tercih edilmeli.
• Su ve sabun bulunmayan yerlerde alkollü el dezenfektanları kullanılabilir.
• Evde hasta kişi varsa, mümkün olduğunca az kişi ile temas etmeli.
• Hastanın odası sık havalandırılmalı, havlu vb. eşyaları ortak kullanılmamalı

Domuz(H1N1) gribi teşhisi nasıl konuyor?
Belirtilerinin mevsimsel gripten farklı olmadığını söylemiştik, hekimin sadece belirtiler ve fizik muayene ile karşısındaki grip vakasının hangi grip türü olduğunu bilmesi mümkün değil. Şikâyetlerinin İnfluenza A virüsünden kaynaklanıp kaynaklanmadığını gösteren ve boğazdan alınan salgıda bakılan basit bir test var, bu testi bir ön test olarak kabul etmek gerek. Esas tanı burun veya boğazdan alınan sürüntüde PCR yöntemi ile virüsün kalıtsal maddesine bakılarak konuluyor.
Son birkaç gündür gündeme gelen bir tartışma da bu testler ile Domuz(H1N1) gribi mi, Mevsimsel grip mi ayrımını yapmanın ne kadar gerekli olduğu üzerine. Çünkü her iki gripte de tedavi yaklaşımı aynı.

Domuz(H1N1) gribi tedavi edilebiliyor mu?

Tedavi için hastaya parasetamol vb. ağrı kesici-ateş düşürücüler vererek 1 hafta ev istirahatı öneriyor ve izliyoruz. Üzerine başka bir hastalık eklenmedikçe antibiyotik gerekmiyor. Yani Mevsimsel grip tedavisinden bir farkı yok. En çok dikkat edilmesi gereken konu hastalığın başkalarına bulaşmasını önlemek, bu nedenle de sağlık kurumları ağır olmayan H1N1 gribi vakalarını yatırmıyor ve evde izliyorlar.

Hastaneye yatırılarak izlenmesi gereken kişiler ise çok küçük çocuklar, gebeler, bağışıklık sorunu olan veya genel sağlık durumunu bozan başka bir hastalığı olan bireyler. Ancak bu durum da Domuz gribine (H1N1) özgü değil, mevsimsel gripte de riskli gruplarda bu yaklaşım uygulanıyor. Bu gruplarda hastalığın daha ağır seyretmesi olası, bu ağır vakalar için de elimizde gayet etkili antiviral ilaçlar var. Kuş gribi döneminde çokça gündeme gelen Tamiflu gibi antiviral ilaçların doktor tarafından reçeteleşmeden, koruyucu olur mu gibi kulaktan dolma bilgilerle kullanılmaması gerekiyor. Bu ilaçlar yerinde ve doğru dozlarda kullanılmadığında virüsler ilaçlara karşı direnç geliştiriyor. Az sayıda olan antiviral ilaçların etkinliğinin bu şekilde azaltılması ciddi salgınlarda hepimiz için sorun olacaktır, bu konuda da bilinçli davranmak hepimiz için bir sosyal sorumluluk.