Bilgi Teknolojileri
    
     Çocuk Gelişimi

     Eğitim Yaklaşımları

     Kültür Sanat

     Spor ve Sağlık

     Rehberlik













 







 
 
 HER YENİ BAŞLANGIÇ HEYECAN VERİCİDİR

ir çocuk, babasıyla kırlarda dolaşırken kozasından çıkmaya çabalayan bir kelebek görür. Kelebek, kozanın lifleri arasından sıyrılmaya çabalamak-tadır. Baba, hemen kelebeğin yardımına koşar ve dikkatli bir şekilde kozanın liflerini sıyırı verir.

Lifleriaçar ve kelebeğin pek zorlanmadan kozadan çıkmasını sağlar. Ancak kelebek kozadan kolaylıkla çıkmasına rağmen uçamaz. Biraz çırpınır ve yerinde kalır. Çünkü kelebek kendini liflerden kurtarma çabası sırasında aslında kaslarını geliştirmekte, kendini ayakta tutacak, güçlü kılacak, uçmaya hazırlayacak hareketleri öğrenmektedir. Baba, lifleri sıyırmakla kelebeğe iyilik yapmamış, kelebeğin güçlenmesine engel olmuştur. Kelebek hiçbir zaman özgürlüğünü tadamamış, gerçekten uçamamıştır. Çocuklarımız, öğrencilerimiz yeni bir yaşla birlikte; yeni “yaşam deneyim”lerine, yeni bir “öğrenme yaşantı”larına merhaba dediler. Bu “merhaba” gerek siz ebeveynler gerekse biz öğretmenler olarak heyecan, coşku ve paylaşım demektir. Çocuklarımızın doğrudan katıldığı, algıladığı, gözlediği olaylar ve bu olaylardan elde ettiği bilgiler, beceriler onların “deneyim”leri olacaktır.

Çocuklarımızın doğrudan yaşayarak bilgi ve beceri kazanması, deneyimlerinin içeriği ve sonuçları konusundaki akıl yürütebilmesi gerçek yaşamdadır. Dolayısıyla; yeni durumlarla etkili bir şekilde başa çıkabilme ve daha önce rastlanan sonuçları otomatik olarak çözebilme yetisi gelişecektir. Orta çocukluk dediğimiz dönemde, çocuklar sosyal, akademik ve bilişsel yeteneklerinde olağanüstü gelişmeler yaşar. Bu okul çağı periyodu, 6-7 yaşlarında başlar ve ergenliğe geçiş ile sona erer. Ana sınıfında, çocuklarımız oyun oynayarak, eğlenerek öğrendiklerinden haz alır. Sınıf içindeki etkinlikler, uygulamalar yaşının gelişimsel özellikleri çerçevesinde düşünme becerisini geliştirir. Çevresindeki nesneler, onlarla olan ilişkisi “yaşamsal deneyim”in ölçme araçlarıdır. Sosyalleşmenin de temel adımlarının atılmasıyla “yaşamsal deneyim”i zenginleşmeye başlar. Ardından 1. sınıfta olmak, “deneyim”lere yolculuk etmeye devam etmektir. Kısa bir zaman zarfında harfleri öğrenen küçük çocuk, yakında hikaye okuyacaktır. Bu döneme parmaklarıyla sayarak giren çocuklar ilerleyen süreçte matematik problemlerini kafadan çözmeye başlayacaklardır. Çocuklarımızdaki bütün bu “öğrenme yaşantı”larının her biri onlar için bir “deneyim.” 2. sınıfta okuyan çocuklarımız; okula ilişkin duygularındaki değişimi sorgulayabilmeleri, sorumluluklarını fark etmeleri, hata yapılabileceğini ve bunun doğal olduğunu fark etmeleri onların “yaşamsal deneyim”leri olacaktır. Her bir “deneyim”lerinin sonucunda yapmaktan hoşlandıklarını ya da hoşlanmadıklarını, isteklerini kendileri de görerek “zamanlama”nın önemini öğrenirler. 3. sınıfta; ders çalışma ile başarı arasındaki ilişkiyi “deneyim”leyerek, bir an sorumluluklarını yerine getirmemenin sonuçlarını fark edecekler.

Güçlü ve zayıf yönleriyle kendisini kabul edebilmeyi öğrenmeye başlar ve bu “öğrenme yaşantısı”yla özsaygısında eksiklikler yaşamayacaktır. Evet, birikimleriyle 4. sınıfa başlayacak çocuğumuz: okuldaki seçim süreçlerine katılabilir, duygularını düşüncelerini daha etkin halde dile getirebilmeyi öğrenebilir. İhtiyaç duyduğu bilgileri çeşitli kaynaklardan toplayabilir. Yine, yeni bir başlangıçtır 5. sınıfta olmak: “Deneyim”leriyle çocuğu-muz etkili bir grup üyesinin ve liderinin özelliklerini görebilecek yaştadır. Duygularının davranış-larını nasıl etkilediğini fark edebilecektir. Bir üst sınıfın nasıl olacağına ilişkin hayallerini ve beklentilerini açıklayabilir. 6., 7. sınıf ve 8. sınıfta olmak vakti zamanı gelmiştir şimdi: Akademik yaşantı ilerlerken çocuklarımız ailelerinin dışında arkadaşlar ve sosyal ilişkiler geliştirirken gittikçe artan şekilde “yaşamsal deneyim”leriyle özerkleşir. Öyle ki, bu özerkleşmeyle dünyalarını evlerinin ve içinde bulundukları grubun ötesine taşımışlardır kendilerince. Tabii ki bu ilişkiler, çocuğun sosyal ve moral gelişiminde önemli bir etkiye sahip olur. Okul çağındaki çocuklara yardım etmek isteyen bizlerden ne istenir? Bilelim ki, çocukluğun duygusal içeriği ve ruhu eşsizdir. Yeteneklidirler; hayal dünyalarında yaşayabilirler. Yeteneklidirler; edindikleri her bir “deneyim”leriyle gerçek dünyayı görebilirler. Dolayısıyla kendi “yaşamsal deneyim”leriyle yaptıkları yeniden düzenlemelere açık olmalıyız. Ayrıca: onlarla çizerek, oynayarak ve kelimeleri kullanarak iletişim kurmalıyız. Belki bir an daha etkili olabilmek için “büyük insan düşüncesi”ni bir süreliğine askıya alabiliriz. Her şeyi açıklamak konusunda iştahlı olmak yerine bir süre sessiz kalabiliriz, onları daha iyi gözlemleyebilmek ve destek olabilmek için. Çocuklarımızın “deneyim”ine saygı duymamız gerekir.


Rehber Öğretmen
Kamile Beyza SAYIN