|
ugünümüz
ve hatta yakın geleceğimiz açısından bakıldığında,
Atatürkçülüğü yalnızca Türk toplumu için değil, bütün
dünya toplumlarının barış ve birlik içinde yaşamalarının
temel koşulu olduğu bugün daha iyi anlaşılmaktadır. Türk
Milletine benzer özellik gösteren topluluklar, aklın ve
bilimsel düşüncenin gereği olan bu ilkeleri kendi
ülkelerinde halen uygulayarak dünyanın en gelişmiş
ülkeleri durumuna gelebilmiştir.
Ben sizlere Atatürk’ü anlatmayacağım çünkü hepimiz
Atatürk’ü tanıyoruz.
Sizlerle Atatürk’ün kahramanlıklarını konuşmayacağım.
Sizlere devrimleri anlatmayacağım. |
 |
|
Sizlere o yüce kişilik için duygu dolu sözler de sarf
etmeyeceğim. Kargaları nasıl kovaladığını, mahalle
mektebi anılarını, dünya liderlerinin onun için
söylediklerini tekrarlamayacağım. Devrimlerini,
katıldığı savaşları, hayatını artık özümsedik.
Onun anıları,yararlılıkları, kronolojik sırasını
bellediğimiz kahramanlıkları hep anlatıldı ve sonsuza
dek gururla yinelenecek. Zaman zaman, bu kurguların bazı
kişiler tarafından kendi amaçları için nasıl
kullanıldığına üzülerek tanık olduk.
Ben sizlere bugün Atatürk’ü
Atatürk’ün kendi özdeyişleri ile anlatacağım inanıyorum
ki yüreğimizde büyüyüp giden bu değerli kurtarıcının ne
kadar mütevazı, ne kadar halkına düşkün, ne kadar
çalışkan olduğu daha iyi kavrayacağız.
Atatürk diyor ki:” İki
Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici
Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu "ben"
kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O,
memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük
ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben,
onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim,
onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O
Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan,
yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!
Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık
gerekir.
Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve
başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni
benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve
ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım
olurlar.
Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen
gayretler belirebilir. Fikirlerini inkâr edenler ve beni
yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim
ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat ektiğimiz
tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler,
Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli
neticeleri kalpleri doldurur.”
Seni unutmadık unutmayacağız Unutturmayacağız Rahat uyu
atam. Ruhun Şad Olsun….
Tuğba TOKÖZ
Sosyal
Bilgiler Öğretmen |