Bilgi Teknolojileri
    
     Çocuk Gelişimi

     Eğitim Yaklaşımları

     Kültür Sanat

     Spor ve Sağlık

     Rehberlik
 
 

Sayı / 25    19-23 Kasım 2007ATATÜRK'Ü ANMAK VE ANLAMAK

ugünümüz ve hatta yakın geleceğimiz açısından  bakıldığında, Atatürkçülüğü yalnızca Türk toplumu için değil, bütün dünya toplumlarının barış ve birlik içinde yaşamalarının temel koşulu olduğu bugün daha iyi anlaşılmaktadır. Türk Milletine benzer özellik gösteren topluluklar, aklın ve bilimsel düşüncenin gereği olan bu ilkeleri kendi ülkelerinde halen uygulayarak dünyanın en gelişmiş ülkeleri durumuna gelebilmiştir.

Ben sizlere  Atatürk’ü anlatmayacağım çünkü hepimiz Atatürk’ü tanıyoruz. Sizlerle Atatürk’ün kahramanlıklarını konuşmayacağım. Sizlere devrimleri anlatmayacağım.


Sizlere o yüce kişilik için duygu dolu sözler de sarf etmeyeceğim. Kargaları nasıl kovaladığını, mahalle mektebi anılarını, dünya liderlerinin onun için söylediklerini tekrarlamayacağım. Devrimlerini, katıldığı savaşları, hayatını artık özümsedik.

Onun anıları,yararlılıkları, kronolojik sırasını bellediğimiz kahramanlıkları hep anlatıldı ve sonsuza dek gururla yinelenecek. Zaman zaman, bu kurguların bazı kişiler tarafından kendi amaçları için nasıl kullanıldığına üzülerek tanık olduk.

Ben sizlere bugün Atatürk’ü Atatürk’ün kendi özdeyişleri ile anlatacağım inanıyorum ki yüreğimizde büyüyüp giden bu değerli kurtarıcının ne kadar mütevazı, ne kadar halkına düşkün, ne kadar çalışkan olduğu daha iyi kavrayacağız.

Atatürk diyor ki:” İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!

Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir.
Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar.
Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur.”


Seni unutmadık unutmayacağız Unutturmayacağız Rahat uyu atam. Ruhun Şad Olsun….

Tuğba TOKÖZ
Sosyal Bilgiler Öğretmen