|
ETKİN DİNLEME
 letişim
kişilerin birbirlerine duygu ve düşüncelerini aktardıkları
bir süreçtir. Bu sürecin başarısı bireyin mutluluğunun
temelini oluşturur.
Sevginin, mutluluğun, sağlıklı bir toplumsal hayatın da
temel öğesidir. İnsanların gereksinim duyduğu en önemli
özelliklerden birisi insanlarla iyi iletişim kurabilmektir.
Maalesef bu beceri doğuştan gelmez, sonradan edinilir.
Başarılı bir iletişimin temelinde; karşımızdaki kişilere
saygı duymak, onların varlığını ve ayrı bir birey olduğunu
kabul etmek, değerli olduklarını hissettirmek, onlara
gerçekçi ve doğal davranmakla birlikte empati vardır.
İletişim sadece konuşma değildir.
Neyi, ne zaman, nerede, nasıl söyleyeceğimiz konusunda fikir
yürüterek, basit, akıcı ve anlaşılır bir dille karşımızdaki
kişi ile göz teması kurarken dikkati yoğunlaştırabilmek ve
aynı zamanda karşımızdaki kişinin verilen mesajı anlayıp
anlamadığını kontrol edebilmektir.
Kısaca, iletişimde temel ilke, kabul etmektir.
Anne-babada olması gereken en önemli davranış biçimlerinden
biri de çocuğunu dinleyebilmektir.
Çocuğu gerçek dinleme; sessizlik, anlayış, empati (kendini
çocuğun yerine koyarak olaya bakabilme yeteneği) ve yorumsuz
dinleyebilme yeteneği gerektirir.
Çocuğu dinlemek onun isteklerini mutlaka yerine getirmek
demek değildir. Dinlemek, çocuğa sorununu anlattırıp
rahatlatmak, anlayabilmek demektir. Etkin dinlemenin en
uygun zamanı, çocuğun ihtiyaç ve isteklerinin yerine
gelmediği yani çocuğun problemi olduğu zamandır.
Genellikle anne-baba çocukların problemlerini üstlenmeye
yatkındırlar, oysa yapılması gereken şey probleme çocuğun
sahip çıkmasına izin vermek, ona kendi problemini
çözebileceğine dair güven vermektir.
Bu açılardan etkin dinleme, çocuğun probleminin çözümünde
ilk adımı oluşturur. Artık, çocuklar daha önce
anne-babalarına açamadıkları problemlerden söz etmeye
başlarlar.
Atılan ilk adımdan sonrasını genellikle kendileri getirir ve
kendi çözümlerini bularak problemlerin üstesinden gelirler.
Ayrıca, etkin dinleme sonucunda: Çocuğun konuşma yeteneği ve
kelime hazinesi gelişir, kendini rahatlıkla ifade eder.
Sorununu davranışla (saldırganlık, ağlamak, huysuzluk vb.)
göstermek yerine sözle ifade ederek rahatlar. Başka bir
anlatımla çocukla iletişimde etkin dinleme; yalın, daha
anlamlı bir ilişkinin gelişmesine fırsat verir.
Anne-babasının kendisini dinlediğini gören çocuk, önce
kendisine değer ve önem verildiğini, kabul edildiğini, buna
bağlı olarak da sevildiğini düşünür.
Duygularını ifade etme imkânı bulduğundan “anlaşıldım”
duygusunu yaşar ve rahatlar. Bu durum çocuğun benlik
saygısının artmasına, kendisini dinleyen kişiye yakınlık
duymasına neden olur.
Etkin dinlemede ebeveyn suskun ve pasif değildir. Çocuğun
duygu ve düşünceleri ile ilgili ve onları onaylayan bir
görüntü içinde, çocuğun düşünmesine yardım eden roldedirler.
Sorumluluk çocuktadır, ebeveyn ise çözümde yardımcıdır.
Uzun süre dinlenmeyen ve iletişim kopukluğu yaşayan
çocuklar, savunmaya geçebilir, iş birliğine yatkın
olmayabilir, içe kapanabilirler. Bunun sonucunda
sergiledikleri çalma, saldırganlık, kendine zarar verme gibi
davranış bozuklukları ile anne-babasına “ Lütfen Beni Dinle,
Dikkatini Bana Ver” mesajını iletmektedirler.
Kısaca; sıkıntı veren duygular bastırılarak ya da başka
şeyler düşünülerek yok edilemezken, açıkça dile
getirildiklerinde yok olurlar.
Erişkin insanlar bile sıkıldıklarında veya darda
kaldıklarında çare üretmekten aciz olsa da kendini dinleyen
kişilere içini dökerler. Kendisinin dinlenmesi kişiye büyük
bir rahatlık verir.
Bu yönleriyle iletişim yaşam boyunca ihtiyaç duyacağımız
vazgeçilmez bir gerçektir.
Tuğba TOKÖZ
Sosyal Bilgiler Öğretmeni
|