Bilgi Teknolojileri
    
     Çocuk Gelişimi

     Eğitim Yaklaşımları

     Kültür Sanat

     Spor ve Sağlık

     Rehberlik













 






 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

İYİLİK DUYGUSU
 

sanın doğuştan melek gibi olduğunu düşünmek doğru değildir. Çünkü insan iyilik yapmaya da kötülük yapmaya da meyillidir. İçimizde
hem yardım etme, güler yüzlü olma,  iyilik yapma, şefkat li olma, insanları sevme gibi iyilik potansiyeli hem de başkasının hakkına saygı duymama, bencil olma, çıkarcı olma, sadece kendisini düşünme, saldırganlık gibi kötülük potansiyeli de vardır. Çocuğu boş bir kâğıt gibi kabul edip iyilik potansiyelinin filizlenip büyümesine yardım etmeli, ama kötülüğü beslememeliyiz.

İyilik yapmayı kalıcı bir davranış haline getiren çocuklar yetiştirmek istiyorsak, her konuda olduğu gibi bu konuda da doğru bir model olmak önem taşır. Çocuk, çevresinde olup biten her şeyi kaydeder. İyilik yapmanın öneminden, bunun insanı mutlu ettiğinden bahsedilen bir ortamda yetişen ve duyduklarını anne babasından gördüğü karşılıksız iyilik örnekleriyle pekiştiren çocuk bunu benimseyecektir. İyilik ve kötülüğü besleme konusunda aşağıdaki hikâyenin güzel bir örnek olduğunu düşünüyorum.

Yaşlı Kızılderili reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve on iki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğiydi bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık.

O merakla, sordu dedesine: Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.

- "Onlar" dedi, "benim için iki simgedir evlat."
- "Neyin simgesi" diye sordu çocuk.
- "İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları.
Çocuk, sözün burasında; "mücadele varsa, kazananı da olmalı" diye düşündü ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:
- "Peki dede" dedi "Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?"
Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.
- "Hangisi mi evlat? Ben, hangisini daha iyi beslersem!"
 

Sevgi DURGAN
Sınıf Öğretmeni