Bilgi Teknolojileri
    
     Çocuk Gelişimi

     Eğitim Yaklaşımları

     Kültür Sanat

     Spor ve Sağlık

     Rehberlik











 

 

 


 

 

 


 

 

OKULUMUZ KOPENHAG YOLCUSU
 

LL (FIRST LEGO League), FIRST Vakfı (Foundation for Inspiration and Recognition of Science and Technology) ve LEGO firmasının ortaklığından doğmuş olan ve sadece geçen sene dünyada 48 ülkeden 100.000 çocuğun katıldığı dev organizasyonun bu sene ki Türkiye ayağı  27 Şubat- 01 Mart tarihleri arasında gerçekleştirildi.

Bu yıl yine Smart Kids Gelişim Merkezi, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü ve Yaratıcı Çocuklar Derneği tarafından hazırlanan KOÇ 'un ana sponsorluğunu yaptığı yarışmada 80 okul yarıştı. 3 gün süren Feshane Uluslararası Fuar ve Sergi Alanında gerçekleşen organizasyon çok renkliydi.
 

FLL 4 kategoriden oluşan ligtir. 1. Kategoride  lego parçaları ve elektronik araçlar kullanarak robot oluşturma ve bu robot ile verilen görevleri masa üzerinde yerine getirebilme becerisi ölçülür. 2. Kategori de robotun teknik tasarımı ve sağlamlığı ele alınır. 3. Kategori de ise takım çalışması ve ruhunun hangi seviyede olduğu belirlenir. 4. Kategori de ise her yıl seçilen bir tema üzerine üretilen projeler değerlendirilir. Başarı her kategoride yüksek puan almak ile ancak sağlanabilir.

Bu yıl ki organizasyon “İklim değişiklikleri ” konuluydu.

Bu güzel serüvenin ilk günü yarışma alanına vardığımızda kayıtlarımızı yaptırıp kapalı alanda ki bize ayrılan masa ve standımıza geçtik. Festival havasının hakim olduğu geniş alanda farklı okullardan öğrenciler birbirlerine projelerini anlatıyor robotlarının becerilerini sergiliyorlardı.

İlk gün programımız da Teknik Jürinin karşısına çıkacak ardından masa maçında robotumuzun maharetlerini gösterecektik. Hazırdık ancak yine de heyecanımız yüksekti. Teknik jurinin karşısına çıkan öğrencilerimiz 39 puan alarak günün en yüksek puanını aldılar. Ardından masa maçında da 70 puan olarak günü iyi tamamladılar.

İkinci gün daha yoğun geçecekti. Çünkü hem masa maçımız, hem takım çalışması jurisi hemde proje sunumumuz vardı. Sabah ilk olarak takım çalışması jürisine girdik. Öğrencilerimiz takım ruhunu nasıl oluşturduklarını ve nasıl bir iş bölümü yaptıklarını anlattılar. Ardından masa maçında robotumuz ikinci kez tüm maharetlerini gösterdi. Günün öğleden sonra ki kısmında İklim değişikliklerini engellemek için yapılması gerekenleri konu alan stop motion tekniği ile hazırladığımız animasyon filmi ve Akbil gişelerinden geçerken elektrik üreten sistemimizi proje jürisine anlatacaktık.

Bunun için soz kez ayrıntıların üzerinden geçtik. Öğrencilerimiz anlatımlarının yanı sıra davranış ve sunumlarının detaylarını tekrar gözden geçirdiler. Alan görevlisi sıranın bize geldiğini söyleyerek juri odasına davet etti. Takımın koçu olarak ben ve danışman öğretmenimiz Naciye Hanım öğrencilerine güvenmenin rahatlığı içinde kapının diğer tarafında heyecanımızı kontrol ederek beklemeye başladık. 10 dakika sonra kapı açıldı her öğrenci ile ayrı ayrı göz teması kurmaya çalışıyordum. Gayet mutlu heyecanlarını ilk bir iki dakikada üzerlerinden atmış ve başarı ile sunumlarını gerçekleştirdikleri her hallerinden belliydi.

Son gün yalnızca masa müsabakamız vardı. Öğrencilerimiz standın yanında kurdukları alanda robotun yeteneklerini daha artırarak yüksek bir puan ile bitirmeyi istiyorlardı. Öyle de oldu en yüksek puanı aldıkları son masa maçlarında robotlarının yürüyen aksamında ki bir pin yerinden çıkmasından dolayı çeyrek finali kıl payı kaçırdılar.

Biz öğrencilerimiz ile birlikte artık ödül törenini beklerken yanımıza gelen yetkili proje jürisinin bizi bir kez daha çağırdığını söyledi. 5 dk müsaade isteyerek hazırlığımızı yaptık ve yanlarına gittik. Bu programda olmayan rutinin dışında bir durumdu. Görevliler bazı projelerin tekrar çağırıldığını söylediler. Bu sırada juri odasından iki kere aralıklarla alkış sesi geldiğini duyduk. Öğrencilerimiz juri odasından çıktığında kendilerinden emin duruşları her hallerinden fark ediliyordu. Tekrar masamıza döndükten sonra yapılan anons ile tören alanına toplandık. Bizim kıl payı kaçırdığımız masa başı turnuvasının finali yapılıyordu. Ardından ödül törenine geçildi. 17 farklı alanda 3 lük 2.lik ve 1. lik kupaları dağıtılacaktı. Masa musabakası şampiyonluğu ve proje birinciliği kupaları en prestijli ödüllerdi. Ödüller dağıtılmaya başlandığında kendi isimlerini duymak isteyen öğrencilerimiz uzun bir süre beklemek zorunda kaldılar. Bu heyecanlı bekleyiş masada yalnızca iki kupa kaldığında zirve noktaya ulaştı. Birbirlerinin gözlerine bakarak bekliyorlardı.

İki kupa kalmıştı. Biri masa maçında başarı gösteren takımındı. Diğeri proje birincisinin. “ Acaba o kupa bizimiydi. Bu daha ilk senemizdi. Beş senedir bu yarışmalarda büyük başarılar elde etmiş tecrübeli onca okul vardı. Neden onlardan biri olmasında biz olalım. Hayır hayır tabi ki o kupanın  sahibi biz olabilirdik. Çünkü haftalardır bunun için hazırlandık. Kollektif çalışma gücümüzü bunun için birleştirdik. Her birimiz yaratıcı, yenilikçi keskin zihinlere sahip  gençlerdik.” diye geçiyordu akıllarından çocuklar.  Bunu o kadar yüksek sesle düşünüyorlardı ki dudakları kımıldamasa da gerekli iletişim ağı gözler ile rahatlıkla kurulabiliyordu.

Sunucu elinde ki kağıda baktı sonra iklim değişikliklerinin nelere yol açabileceğinden bahsederek, dünya olmazsa insanoğlunun olmayacağını bu yüzden tüm hayallerimizin önüne temiz ve yaşanabilir bir dünya hayalinin geçmesi gerektiğini” söyledi ve “bu durumu en iyi anlayan ve projeleri ile yansıtan okul Özel İstanbul Koleji” dedi.

Rüya gerçek olmuştu..

Çocuklar, aileler birbirlerine sarılıyor, göz yaşları mutluluklarını ifade etmenin tek yolu oluyordu. Sahneye çıkarak madalyalarını ve kupalarını alan öğrencilerimiz birbirlerine sarılarak birlik ve beraberliklerinin sonucu olan kupalarını hep birlikte havaya kaldırdılar. Pit alanına geri döndüğümüz de grubun en küçük üyesi 4. Sınıf öğrencisi  Can’ın “Bu bir rüya ise uyanmak istemiyorum” diye takım arkadaşlarına sarılarak ağlaması hepimizi çok duygulandırdı.

Onlar şimdi ülkelerini Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ta temsil edecek olmanın haklı gururu içinde Avrupa Şampiyonasını gidecekleri Mayıs ayını bekliyorlar. Bende takım koçu olarak onlarla gurur duyuyorum. Çünkü onlar bunu hak edecek çok önemli bir başarıya imza attılar. Hepimizin evi olan gidecek başka evrende hiçbir yeri olmayan insanoğlu için dünyayı kurtarma projesi hazırladılar ve bunu tüm insanlığa daha yüksek sesle anlatabilmek için Avrupa’nın kalbi Kophenag’a gitmeye bir grup akademisyen yetişkini inandırarak hak kazandılar. Teşekkürler çocuklar, dünyamızı kurtarmak için kurduğunuz tüm hayaller ve mücadeleniz için.

 

Kaan ÖZSAYINER
Bilgi Teknolojileri Öğretmeni