|
OSMANLININ
BAŞKENTİ EDİRNE GEZİSİ
Ö ğrencilerimiz
ile birlikte Osmanlı tarihinin izlerini sürdüğümüz Edirne’ye
güzel bir gezi düzenledik. Kuruluşu milattan önceki yıllara
dayanan ve bir çok devletin egemenliğinde kalmış milli
tarihimizde de önemli bir yeri olan Edirne Osmanlı
İmparatorluğuna 92 yıl başkentlik yapmıştı. Tarihi dokusu ve
mimari sanatının en güzel örneklerinin sergilendiği şehir de
nereye baksanız Mimar Sinan’ın eserleri dikkatinizi çekiyor.
Edirne'yi gezmeye en ünlü yapılarından biri olan ve Mimar
Sinanın'da ustalık dönemi eserim dediği Selimiye Cami'nden
başladık. Gerçekten ihtişamı ve estetiği ile etkilenmemek mümkün
değil. Selimiye Cami, Sultan I. Murat'ın Kavak meydanı denilen
alanda eski Saray'ın bir kısım arsası üzerinde yapılmış. Cami
avlu duvarının batısını boylu boyunca kaplayan Arasta, Sultan
III. Murat tarafından Camii'ye vakıf olarak yaptırılmış. Caminin
içinde ki çini işçiliği ve kubbesinde ki süslemeler hepimizde
hayranlık uyandırdı. Edirne'nin her yerinden görülebilen bu
devasa yapı Mimar Sinan'ın en değerli eserlerindendir.
Sonraki
durağımız ünlü Lozan Anıtı. Karaağaç mahallesinde ki bu anıt
Dünya barışını ve Lozan Barış Antlaşmasında elde edilen zaferi
simgelemekteymiş. Öğrencilerimizin de beğenisini kazanan anıtın
yanında bulunan müzede de Lozan barış antlaşması ile ilgili
tarihi belgeler bulunmaktadır. Lozan anıtı ayrıca antlaşmadan
önce Yunanlıların ele geçirdiği topraklar üzerinde bulunup şu an
itibari ile de Yunan topraklarından görülebilmekteymiş.
Yüksekliği yaklaşık olarak 32. metre kadarmış. Aynı meydanda
mimarisi ile çok dikkat çeken eskiden demiryolları gözde bir
ulaşım aracı olduğu yıllarda balkanlar ile Anadolu arasında
köprü görevi gören bir tren istasyonu bulunuyor.
Daha sonra Meriç Köprüsünü geçerek Balkan Şehitliği ile Adalet
Kasrını görmeye gittik .
Balkan savaşlarında şehit olan askerlerimizin çok yakınında yer
alan Adalet Kasrı, eskiden yargıtay binası olarak
kullanılıyormuş. Verilen kararlar buradan halka duyurulmuş.
Kanuni Sultan Süleyman Döneminde imparatorluğun anayasası da
burada düzenlenmiş.
Bu
etkileyici gezi bizi büyüsü içersine almıştı ki rehberimizin
uyarısı ile karnımızın acıktığını hissettik. Zengin mönüsü ile
eğlenceli bir öğle yemeği yerken gezdiğimiz yerler ile ilgili
duygularımızı ve düşüncelerimizi de paylaşma fırsatı bulduk. Bu
güzel yemek tekrar yola koyulmamız için gerekli enerjiyi de
yeniden kazanmıştık.
İmparatorluk yıllarında Avrupa'ya düzenlenecek seferlere Bölgede
ki nehirler kış aylarında taşarak doğal bir engel
oluşturuyormuş. Bunun üzerine Mimar Sinan ustalığını göstererek
bir çok köprü inşa etmiş. Bunların en ünlüsü bu günde hala
Dünyanın en uzun taş köprüsü
olan
Uzun Köprüdür. Rehberimiz buranın II. Murat tarafından
yapıldığını söyledi. Ergene
Nehri üzerine yapılan bu köprü 1426 - 1443 yılları arasında
yapılmıştır. 1.392 metre uzunluğunda olup yer yer 7 metreye
yakın genişliğe ulaşıyormuş, ve 174 tane kemer ile inşa edilmiş.
Eski adı Cisr-i Ergene olan bu köprünün diğer bir önemli
özelliği ise Anadolu'yu Balkanlara bağlayan en büyük köprü
olması özelliğiymiş Bir Mimari eseri ve Edirne'yi keşfetmekle
geçirdiğimiz ilk günümüz otelimizde noktalandı. Güzel bir akşam
yemeğinden sonra odalarımıza çekilerek bir sonraki gün için
enerji topladık.
İkinci gün ki rotamız Kırklareli'ydi. Bu gün çarşı olarak
kullanılan Hızır Bey Arastasını gördükten sonra bir çok
arkeolojik eser barındıran Kırklareli Müzesinde geçtiğimiz dönem
okulumuzda söyleşi yapan Prof. Dr. Ahmet Yaraş'ın "Alia Noi"
kazılarına konu olan eserleri inceledik.
Gezimizin
en ilgi çekici durağı ise Demirköy ilçesinde Sarpdere
yakınlarında bulunan doğa harikası olan Dupnisa mağarasıydı.
Oluşum yaşının 3-4 milyon yıl öncesine dayandığını söyleyen
rehberimizi hayret ile dinledik. 3150 metre uzunluğunda olan
mağaranın ortalama sıcaklığı yaz-kış 17 dereceyi koruyormuş aynı
şekilde su sıcaklığı da ortalama 10 derece oluyormuş. Sarkıtlar,
dikitler, loş duvarlara vuran gölgelerimiz ve damlayan su
sesleri ile mistik bir ambiyans dört bir yanımızı sarmıştı.
Doğanın kendine hayran bırakan mucizevi naturel sanatı,
gezimizin son noktasını oluşturuyordu.
|