EDİRNE GEZİMİZ
 ezinin
düzenleneceği sabah erkenden kalktım çünkü çok heyecanlıydım
hayatımda ilk kez Edirne’ye gidiyordum. Daha önce görmediğim
bilmediğim bir şehri keşfe gidecektik. Annem kahvaltıyı
hazırladı. Kahvaltımızı çabucak yapıp ailemle yola çıktık.
Okula vardık. Yavaş yavaş geziye katılanlar geliyordu
otobüste yerime yerleştim yanıma en sevdiğim sınıf
arkadaşlarımdan biri olan Darıyan oturdu. Annem otobüse
geldi. Onunla vedalaştım. Otobüs kalkmaya hazırdı. Çok
mutluydum Edirne yolculuğu başlamıştı. Gezide bize yol
gösterecek rehberlerimizle tanıştık. Rehberlerimiz yol
boyunca anlattıkları tarihi olaylarla, düzenledikleri
yarışmalar ve sordukları bilmecelerle harika bir yolculuk
geçirmemizi sağladılar. Edirne’ye geldik.
İlk olarak Selimiye Camii’yi gezdik. Devamı çok güzeldi.
Rehberimiz bize ters lalenin hikayesini anlattı. Çok
ilginçti. Ondan sonra Eski Cami’ye gittik. Eski cami 1403’te
Emir Süleyman Çelebi tarafından başlanıp, 1414’de Çelebi
Sultan Mehmet tarafından tamamlanmış. 9 kubbesi bulunan bu
eşsiz mimari eseri inceledikten sonra nehir kıyısındaki çok
güzel bir restoranda yemek yemeye gittik.
Edirne
çok küçük bir şehir olmasına rağmen her köşede başka
görülecek eser karşımıza çıkıyordu. Yemekten sonra Türkiye –
Yunanistan sınırına ve Lozan anıtına gittik. Lozan anıtı
Yunanistan’a 3km uzaklıkta olmasına rağmen büyüklüğüyle
Yunanistan’dan görülebiliyordu. Üç büyük sütundan oluşan bu
anıt Yunanistan’dan Lozan antlaşmasıyla savaş tazminatı
olarak alınan topraklarımızın üzerinde yer alıyormuş. Lozan
antlaşmasıyla ilgili müzeyi de gezdikten sonra otelimize
doğru yola çıktık. Aynı odayı paylaştığım arkadaşım
Darıyan’la hemen uyuduk. Ertesi gün sabah kahvaltısından
sonra Kırklareli’ne doğru yola çıktık. Yolda durup
incelediğimiz Uzunköprü ise Mimar Sinan’ın en önemli
eserlerindendi. Dünyanın en uzun taş köprüsü ünvanını bunca
sene sonra bile elinde tutması Mimar Sinan’ın ne kadar iyi
bir mimar olduğunu bize anlatmaya yetti.
Kırklareli’nde ise öğlen yemeğimizden sonra gittiğimiz
müzede buzul çağından kalan eserleri inceledik. Müze çok
güzeldi. İnsan iskeleti dikkatimi çekti. Son olarak Dupnisa
mağarasına doğru yola çıktık. Yol çok engebeliydi yolda
durduk çeşmeden su içip rahatladık. Dupnisa mağarasının
önüne geldik. 100-200 metre dağa tırmanıp mağaranın içine
girdik. Çok güzeldi. Mağaranın içerisinde zamanla; sarkıt,
dikit ve sütunlar oluşmuştu. Mağara o kadar güzeldi ki
engebeli yollarda çektiğimiz sıkıntıyı birden
unutuvermiştik. Kim bilir o mağarayı bir daha göremeyecek
veya yıllar sonra görecektik. O mağarayı görmek her şeye
bedeldi. Gezimiz artık sona erdi. İstanbul’a doğru yola
koyulduk.
|